Forumumuzda vakit geçirebilmek için, lütfen kayıt olun veya giriş yapın.

'Sihir Dünyası Ailesi'



 
GaleriAnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Beklenmedik Misafir

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Brian Deucalione
Astronomi Profesörü
Astronomi Profesörü


Erkek
Mesaj Sayısı: 81
Mücadele Tarafı: Belirlenmedi
En Belirgin Özellikleri: Sevecen, akıllı
Rp Sevgilisi: Atalante
Kan Durumu: Melez
Patronus: Panda
Evcil Hayvanı: Penguen
Kayıt tarihi: 10/04/10
Ruh Hâli:

MesajKonu: Beklenmedik Misafir   Perş. Tem. 01, 2010 11:47 pm

Yavaş hareketlerle sokakta yürüyordu elleri cebinde üzerindeki ceketi ile bakışların odak noktası olması mesleğinin bir geleneğiydi. İnsanlar onu gördüğünde durup bakıyorlar ya da arkadaşlarına onu işaret ediyorlardı. Brian böyle anlarda soğuk yüz ifadesinden bir şey kaybetmeden yoluna devam eder insanların seslerine kulaklarını kapatırdı. Loş ışıklı sokakta barlardan çıkan insanların seslenmelerine de aldırış etmeden yürüyordu. İnsanlarla dolu bir köşeden döndü karşısında ışıklı yazılarla çok güzel süslenmiş bir tabela gördü, girişi aydınlatan ışıklarla uyum içerisindeydi kapıda birikmiş kalabalık anlaşılan içeriye girmeye çalışıyordu. Kapıdaki güvenlik içeride yer olmadığını söylediği insanları itekleyerek dağıtmaya çalışıyor bazıları zorluk çıkarıyordu. Brian tabeladaki yazının ne kadar güzel ve zevkli birine ait olduğunu anladığında yüzüne hafif bir gülümseme ile kapıda birikmiş kalabalığa doğru yürümeye devam etti. Kalabalığı yararak geçerken insanlar onlara eliyle değen adamın suratına bakarak şaşkınlıklarını nidaları ile dile getirirken Brian çoktan güvenlik görevlilerinin yanına gelmişti.

Güvenlikçi Brian’ı tanımıştı kırmızı şeridi açtı Brian “Teşekkürler, kolay gelsin” dedi ve içeriye sesin en yüksek olan bölümüne doğru ilerlemeye başladı. Büyük bir havuzu gören Brian şaşkınlığını gizleyemedi mükemmel denecek kadar güzel mimari yapısı ile göz alıcı bir yer hazırlanmıştı. Havuzun yanında küçük bir uyarı ile ‘Havuza girmek kesinlikle yasaktır’ yazıyordu ve üzerindeki heykelle güzel bir uyum sağlamıştı. Havuzun hemen arkasında beliren büyük siyah kapının üzerindeki taşlar ışığın vurması ile parlıyordu. Kapıdan geçerken Brian kapıdaki taşlara baktı gülümsedi, ‘Tam sana göre’ dedi kendi, kendine ve müziğin kulakları acıtabileceği kadar yüksek sesle gelen yere doğru ilerlemeye devam etti. Ne kadar geniş ve güzel bir yer diye düşünürken geniş dans pistinde delice dans eden insanları gördü. Sağına doğru baktığında bar taburelerinde de oturacak bir yer kalmamıştı, ışık gösterileri göz alıcıydı ve müzik ile uyumu çok güzeldi. Biraz burada bekleyim diye iç geçirse de beklemeden insanlardan yol isteyerek ilerledi geniş merdivenlere doğru ilerledi. Merdivenlerden çıkarken sesin azalmasından dekorasyonun ne kadar eşsiz olduğunu anlamaya yetiyordu, merdivenleri yavaşça çıkarken üzerindeki ceketini çıkardı ve sol koluna atarak merdivenlerden çıktı.

Merdivenler bu ihtişama uygunluk sağlayacak kadar güzel döşenmiş ve duvarlarda merdivenlerden aşağı kalır yanı yoktu. Son basamağa geldiğinde yüksek sesin kaybolması şaşkınlığa yol açsa da devam etti yürümeye, burası da aşağısı kadar genişti ama aşağısı kadar kalabalık ve gürültülü değildi ayrıca ışıklarda sabitti. Masalarda oturanlar yemeklerini yerken sahnedeki sanatçının sesiyle neşeleniyorlardı, masalarının önünden geçerken birçok büyücü ve muggle patronları ile selamlaşmak zorunda kalmıştı. Selamlaşmalardan her zaman nefret ederdi insanların onun üzerine düşmeleri hoşuna gitmiyordu ama mesleğinin laneti olarak algıladığı bu duruma alışmıştı ve artık yapmacık bir gülümseme takınabiliyordu. Sahnenin yanından geçerken garsonlar ve çalışanları gördü, ilerledi karşısına güzel bir kapı çıktı. Kapıyı çalmaya fırsat kalmadan garsonlardan birisi “Efendim, hanımefendi en alt katta birazdan gelir haber verelim mi?” dedi. Brian “Yok haber vermeyin sürpriz olsun, ben içerde beklerim sen bana içecek bir şeyler getirebilir misin? Garson gittiğinde Brian odaya girdi.

Oda Atalante’ye yakışır bir şekilde döşenmişti masanın karşısında bulunan güzel koltuklara doğru yöneldi ve oturdu. Sol kolunda tutuğu ceketini tek kişilik koltuğa attı bacak, bacak üstüne attı. Kafasını tavana doğru kaldırdı harika bir görüntü vardı, gökyüzü tüm ihtişamı ile göz dolduruyordu yıldızlar elle tutulacak kadar seçilebiliyordu. Odanın ferah olması bu manzara ile mükemmel bir uyum sağlamıştı. Garson içkisini getirdiğinde “Teşekkürler” dedi garson odadan çıkarken kapıyı kapattı. Masanın üstünde bir sürü parşömen vardı, görebildiği bir isim dikkatini çekti Brian Atalante’nin ağabeysinden nefret ederdi onun ismini görünce tüyleri diken, diken oldu. Bakışlarını televizyon koltuğuna çevirdi oldukça rahat görünüyordu, anlaşılan Atalante eve gitmediği zamanlar burada kalıyordu. İçki bardağını aldı rahat koltuktan kalktı ve televizyon koltuğuna gitti ve oraya oturdu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Atalante Vigoureux
Club Annwn Sahibesi
Club Annwn Sahibesi


Kadın
Mesaj Sayısı: 270
Yaş: 18
Mücadele Tarafı: Eğlence
En Belirgin Özellikleri: Gülüşü
Rp Sevgilisi: Brian
Kan Durumu: Melez
Patronus: Deniz atı
Kayıt tarihi: 26/08/09
Ruh Hâli:

Bilgiler
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkiî:

MesajKonu: Geri: Beklenmedik Misafir   Cuma Tem. 02, 2010 1:54 am

Aşk sınır tanımıyordu.Aşk tanrıları bile aşmıştı.Bütün engelleri en kolay yoldan aşmış kesin zafere ulaşmıştı.Sınır tanımayan,güçlükleri yenen yeni doğmuş bir bebeğin gülümsemesi kadar saf ve ışık doluydu.Ama zamanla bu ışığın parıltısı sönüyordu.Kişiler o ışığın parıltısı sönmesin diye uşraşıyor ama bir sonuç elde edemiyorlardı.Aslına bakılırsa tam anlamı ile çabalamıyorlardı.Çabalayanları sonsuz bir aşk bekliyordu.Sevgiden yoksun olan hayatları mutluluk ve huzur ile doluyordu.Eller sımsıkıya bağlanıp aralarında hiç bitmeyen bir mühür varmışcasına tutku ile.Bağlılığı sağlayan en büyük şey kalplerdi.Gerisi aslında bir bakıma önemli değildi.Kalplerin birlikte atması.Alınan her nefeste aynı havayı solumak.Akıldan geçen her düşüncede birazcık da olsa sevdiğini paylaşmak.İki farklı bendende aynı ruhu taşımak.

Atalante merdivenleri inerken alkından sadece Brian geçiyordu.Bazen onu düşünürken zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyordu.Zaman durmuyordu,zaman daha da hızı hareket ediyordu.Onu gördüğü saniyeler ise zaman kavramı yitiriyordu kendini.İşte o zamanlar,zaman yitip gidiyordu.Vakit çok çabuk geçiyor.Karşısındaki adama doymak bilmiyordu.Dokunuşlar,onu hissedişi,sesinin,nefesinin tenine değişini özlüyordu.Vücudunda yanan ateş kıvılcımlar saçıyordu ortama.Teni onun yanındayken ürpermiyor.Alev alev yanıyor.Ona bağlılığını göstermek istiyor ama yapamıyor.Ona sevgisini ispatlamak istiyor ama beceremiyor.Sessizce gözlerine bakıyordu.Kelimeleri telafuz edemiyor,boğazında düğümleniyordu.

Kulüp gece yarısı yaklaştıkça kalabalıklaşıyor.İnsanlar gruplar halinde içeriye akın ediyordu.Kafile olarak gelenler kendilerine uygun birer yer arıyor,tek gelenler bara doğru yöneliyordu.Genelde ofisinden çıkmayan Atalante bugün bir değişiklik yapıp ofisinden çıkmıştı.Daha doğrusu çıkması gerekiyordu.Bütün bu karmaşa ile garsonların ilgilenmesi mümkün değildi.Kulübün kapıları açıldığından itibaren birkaç olay çıkaran sarhoş olmuştu.Atalante kimselere bırakmadan onları kendi dışarıya çıkarmıştı.Kendi işini kendi halletmeye seven bu kız her zaman olduğu gibi aynı yoldan ilerliyordu.Ömrü boyunca kendi ayakları üstünde durmayı öğrenmişti.Yirmi sekiz yılın yarısını abisi olmadan beceremezdi.Ama diğer yarısını kendi kafasına estiği gibi yaşadı.Zaman zaman kırgınlıklar oldu ama onları da aştılar.Bağlarını hiçbir zaman koparmadılar.

Atalante kulübün kalabalığından ve yoğunluğundan biraz olsun kaçmak için ofisinin yolunu tutmuştu.Zaten ayakları onu başka bir yere götüremezdi.Yorulmuştu.Ayağındaki yüksek topuklu ayakkabılar ilk defa canını acıtmıştı.Üstüne giydiği elbise neredeyse toplanmıştı.Parlak mavi taşlarla süslenmiş olan bu elbisesini çok seviyordu.Saçlarını kulübe gelirken topuz yaptırmıştı ama geçen saatler ve yoğunluk yüzünden topuzu biraz bozulmuştu.Tek omuzlu elbisesinin olan omzu da koluna düşmüştü ama Atalante onu kaldırmaya bile üşeniyordu.Merdivenleri çıkıp ikinci kata ulaştığında bara yönelip bir tane içki aldı.Tekrardan ofisinin yolunu tuttu.Merdivenler onu ilk defa bu kadar yoruyordu.En azından vücudunda derman kalmamışken çok yormuştu.İçkisinden bir yudum alıp kapıyı açtı.İlk başta biraz sersemlemiş gibi olsa de sevgilisini görünce neredeyse havalara uçacaktı.Onu beklemiyordu.En azından bu gece buraya geleceğini tahmin etmemişti. “Aşkım.Bu ne güzel sürpriz.” dedi.Daha fazla dayanamayaraktan sevgilisinin yanına gitti.Elindeki içki bardağını bırakıp sevgisine sarıldı.Sıkı sıkıya,doya doya sarıldı.Ardından hiç son bulmayacakmışçasına dudaklar buluştu.Ta ki nefesi kesilene kadar.

_________________


En son Atalante Vigoureux tarafından C.tesi Tem. 03, 2010 12:14 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Deucalione
Astronomi Profesörü
Astronomi Profesörü


Erkek
Mesaj Sayısı: 81
Mücadele Tarafı: Belirlenmedi
En Belirgin Özellikleri: Sevecen, akıllı
Rp Sevgilisi: Atalante
Kan Durumu: Melez
Patronus: Panda
Evcil Hayvanı: Penguen
Kayıt tarihi: 10/04/10
Ruh Hâli:

MesajKonu: Geri: Beklenmedik Misafir   Cuma Tem. 02, 2010 5:52 pm

İçkisini yudumlarken televizyon koltuğunun ne kadar rahat olduğunu düşünüyordu bacak, bacak üstüne atmış içkisinin ağzında oluşturduğu tadın, gökyüzünün eşsizliği ve rahat bir koltuğun keyfi ile kaslarında oluşan rahatlama ile yıldızlardan oluşturduğu hayalleriyle keyifli dakikalar geçiriyordu. Uzun bekleme süresince göz gezdirmeyi başarabildiği odanın sadeliği Atalante’ye yakışır bir şekildeydi, sadeliğin en güzel örneği olmayabilirdi ama insanın tüm yorgunluğunu alabilecek kadar güzel döşenmişti. Elindeki içki bardağına baktığında üzerindeki güzel desenler dikkatini çekti, bardakların bile ince elenip, sık dokunduğu kesindi. İçindeki içkinin rengi ile güzel bir uyum sağlamıştı, bardağı parmaklarında biraz oynattığında içkinin akışkanlığı hoşuna gitti. Çıkarken garsona teşekkür etmeliyim dedi kendi, kendine not alırcasına başını sallayarak.

Odada tek eksik dışarıdaki güzel bayanın, sessiyle harikalar yaratarak söylediği şarkılar odaya duyulmuyordu. Odanın özel döşenmesi buna etkendi ama odanın bu güzel atmosferine dışarıdaki güzel ve romantik şarkılar mükemmel uyum sağlayabilirdi. Dudaklarında kendi, kendine söylediği güzel bir şarkı tutturmuştu sahnenin önünden geçerken kadının söylediği şarkı kulaklarına kazınmıştı ve artık dudaklarındaydı. Kapının tık sesiyle irkildi, gelebilecek tek kişi Atalante idi. Kapının mührünü o ve yakın dostları açabiliyordu ama Brian tedbiri elden bırakmak istemeden bacak, bacak üstüne attığı ayağını serbest bıraktı ve hemen toparlandı. Atalante’nin abisi James’te olabilirdi gelen ve onu hiç hoş karşılamayacağından emindi kafasını biraz kapıya doğru eğmişti ki Atalante’nin yorgun yürüyüşü ile odaya girdiğini gördü ve rahatlama ile bacak, bacak üstüne tekrar attı.

Yüzüne güzel bir gülümseme yerleştirdi ve gözlerine de çapkın bir bakış, Atalante her zamanki gibi şıklığı ile göz kamaştırıyordu ama yorgun hali hiç iç açıcı gelmiyordu. Odaya girdiğinde birkaç saniye ne olduğunu anlamamıştı ama en sevdiği koltuğa baktığında sevgilisini görmek onu mutlu etmişti. Brian Atalante’nin gözlerindeki parıltıyı görünce yüzüne yerleştirdiği yapmacık gülümsemesi gerçek bir hal almıştı. Elinde tutuğu içki bardağını önünde duran cam sehpaya bırakırken Atalante hızlı adımlarla yanına gelmişti bile güzel koltuğa ikisi de sığabilirdi ama Atalante ayrı oturmak istemiyordu ve hemen dibine oturdu. Sözcükleri bir perinin şarkısı gibi ağzından çıktıktan sonra sarıldı, Brian saçlarının kokusunu içine çekiyordu, vücudunun Atalante’nin vücuduna deymesinden oluşan ateşe teslim etmişti kendini ama bir yandan da muziplik yapmak istiyordu. Tam ‘Öldüreceksin’ diyecekti ki Atalante sıcak dudaklarını, dudaklarına bastırdı. İşte şimdi ateşin doruklarına ulaşmıştı, dudaklarından kalbine kızgın lavlar akıyor gibi hissediyordu. Kalbinin hızlı atışları karşıdan net bir şekilde duyulacak derecede atmaya başlamıştı.

İçindeki özlemi ve hasreti dudaklarına geçiriyordu oradan da bırakıyordu Atalante’nin dudaklarına, bu an için uzun yoldan gelmişti ve şimdi bu anın tadını çıkarıyordu. Nefeslerinin birleştiği ve birlikte aşk tanrısına gönderme yaptığı bu dakikalarda Brian ellerini Atalante’nin saçlarında gezdiriyor kendine çekiyordu ta ki nefesleri tükenene kadar iki âşık öpüştüler. Brian kendini geriye çektiğinde başının döndüğünü hissedebiliyordu birkaç dakika başının dönmesinin geçmesini bekledikten sonra gördüğü en güzel yüze tekrar baktı “Ov Meleğim sen beni bu kadar çok mu özledin? Ayrıca süprizleri seviyorsun zannediyordum yoksa ben yokken değiştin mi?” dedi yüzündeki gülümsemeyle, Atalante’nin ellini, ellerinin arasına aldı ve gözlerine bakmaya başladı. Gözlerinden çıkan alevlerde yanmak orada kaybolmak adına elinden ne gelirse yapabildi. O gözlerin gördüğü ilk ve son şey olmak onun için her şeyden daha önemliydi, bunca zaman yaptığı iş gereği bir sürü kız ile tanışmıştı ama hiçbiri Atalante gibi olamamıştı. Gözlerindeki hırçınlık ve masumiyeti bir arada görebileceği tek kişi her zaman Atalante olmuştu ve Brian’da bu güzelliğe hapis olmuş bir mahkûm gibi ona bağlılığını herkese ilan etmişti.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Atalante Vigoureux
Club Annwn Sahibesi
Club Annwn Sahibesi


Kadın
Mesaj Sayısı: 270
Yaş: 18
Mücadele Tarafı: Eğlence
En Belirgin Özellikleri: Gülüşü
Rp Sevgilisi: Brian
Kan Durumu: Melez
Patronus: Deniz atı
Kayıt tarihi: 26/08/09
Ruh Hâli:

Bilgiler
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkiî:

MesajKonu: Geri: Beklenmedik Misafir   Cuma Tem. 02, 2010 9:24 pm

Vücüdu gerçekten alev alev yanıyor muydu?Aklı ona bir oyun mu oynuyordu?Ruhu ve kalbindeki yangın tenine mi yansımıştı?Kendini bir yanardağın ortasında hissettiren şey içtiği içki olamazdı.Gözleri alev alev çağırıyordu ateşi.Kalbi ya yerinden çıkacaktı ya da bu acıya bir son verecekti.Aşkı çağıran,aklından geçenler miydi?Yoksa kalbine yansıyanlar mıydı?Gözleri,engin denizlerde fırtına misali sürüklüyordu kendine.Dokundukça,teni teniyle buluştukça nefes alamıyor,bütün fonksiyonları işlemez hale geliyordu.Neydi bu?Tutkuyla birine bağlanmak mi?Aşk mıydı?Sevgi miydi?Yoksa sadece arzu muydu?Kararsız kalmıştı.Sustu,sessizliği sadece dudaklarından kelimelerin dökülmesine engel oldu.Gözleri konuştu.Işıl ışıl parlayan gözleri umutla,şevkatle baktı.Yüzüne çarpan ılık esinti bedenini sardı.

Kubbe ofis gökyüzünün masum nidaları ile ona seslendi.Kar taneleri en güzel senfoni gibiydi.Tek,tek narince süzüldü gökyüzünden.Kader bağladı birbirine.Düğümler çözülmeyecek hale geldiğinde nefesi,nefesiyle buluştu.Tanrıların ve tanrıçaların kutsadığı aşk ebediyete ulaştı.Gözler,kalplerle mühürlendi.Aralarındaki şey önemsiz bir şey olmaktan çıktı.Daha en başından belliydi.Gökteki yıldızlar kadar uzakken birbirini hazırlanan iki meteor taşları iken,birbirleriyle buluştuklarında gökyüzü onlar için aydınlandı.Karanlık onlar için çöktü.Aydınlık yüzyıllardır gizlediği sırrını ortaya çıkardı.Büyü ile kutsandı.Aşk ile bağlandı.Tatlı bir gülümseme ile devam etti.

Gözler buluştuğunda nefesler kesildi.Söylenecek söz kalmamıştı.Söylenmesi de mümkün değildi.Omuzlarındaki bütün yük kalktı.Bedeni gençleşti.Yorgun olan ruhuna renk geldi.Burnuna gelen taze çiçek kokuları kışın büyüsü ile buluştu.Her ne olursa olsun atan kalpleri mutlulukla gülümsedi.Brian'ın gözlerinde gördüğünü uzun zamandır aramıştı.Suya ne kadar ihtiyacı varsa ona da o kadar ihtiyacı vardı.Belki çok değildi.Uzun süredir devam etmiyordu.Yeni başlayan bir şeyden nasıl bu kadar emin olabilirdi ki?Ama olmuştu.Sanki yüzyıllardır ruhu onu arıyordu.Kalbi sadece onu istiyordu da diğerlerini es geçmişti.Gözleri onun gözlerini aradı ama bulamadı.İhtiyacı olan tek beden onun bedeni idi ama beklemek zorunda kaldı.Sabretti.En azından şu güne kadar.Bundan sonrası içinse kaybedemezdi onu.Çevresindeki diğer kişileri önemsemedi.Onun ona olan sevgisini gördü.Bir ihtimal de olsa görmek istedi.Bir mezarlığın içinde sıkışıp kalmış bedenini oradan kurtardı.Azgın bir nehir kadar naif bir o kadar da güçlüydü.

Değişmek aslında bir o kadar kolayken o değişimi çok önce yaşadı.Onu tanıdığı gün en büyük değişimi yaşadı.Hayata gözlerini yeni açtı.Gözleri onunla renk buldu.Var olmayan düşleri onunla yaşadı.En güzel rüyalarını onunla gördü.Kısa süreli de olsa görüşmemek bile ona çok dokundu.İçi içini yemişken kalbi onun için atıyorken o en büyük değişimi yaşadı.Bütün tutkusu,nefreti,ihtirası onunla şekil buldu.Kıskandı.Deliler gibi kıskandı.Gözünden sakındı.Onun asaletini,anlayışını,konuşmasını kıskandı.Ona hayranlık duydu.“Tabiki de.Yoksa sen beni özlemedin mi?” Onu özlediğini kelimelerle ifade etmesi mümkün değildi.Aslında nasıl ifade edeceğini de bilmiyordu.Göğsüne yaslandı.Kalp atışlarını hissetti.Kendi kalbi gibi atıyordu.Hızlı ve heyecanla.En azından Atalante'ye hissettirdiği buydu.Hastalıklı ruhunu ve bedenini tamir etmiş adamın ellerinde huzur buldu.“Hayatım,hangi rüzgar attı seni buraya?” Merak etmişti.Normalde bu kadar meraklı olmayan Atalante,sevgilisi söz konusu olunca en meraklı,en kıskanç kadın oluyordu.Gökyüzüne baktı,içinde“Teşekkürler.” diye fısıldadı.Gece ve aşk buluştuğunda,kalpler ve ruhlar da buluşmuştu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Deucalione
Astronomi Profesörü
Astronomi Profesörü


Erkek
Mesaj Sayısı: 81
Mücadele Tarafı: Belirlenmedi
En Belirgin Özellikleri: Sevecen, akıllı
Rp Sevgilisi: Atalante
Kan Durumu: Melez
Patronus: Panda
Evcil Hayvanı: Penguen
Kayıt tarihi: 10/04/10
Ruh Hâli:

MesajKonu: Geri: Beklenmedik Misafir   C.tesi Tem. 03, 2010 6:27 pm


“Seni özlememek gibi bir lüksüm hiç olmadı” dedi yüzündeki hafif gülümseme ile yüzüne baktı. Atalante değişmemişti sadece yorgunluğun yüzündeki belirtilerinden başka her zamanki güzelliğine sahipti. Gözlerindeki derin ve iç yakıcı bakışları, elmacık kemiklerinin her öpüşmelerinden sonra hafif kırmızılaşması Brian’ın en beğendiği haliydi. Gözleriyle taradığı sevgilisinin öptüğü dudaklarından gelen isterik seslerini bastırmak için çok çaba sarf ediyordu. Ellerini okşamayı seviyordu, Atalante’nin güzel narin elleri uzun ince parmakları yüzüne her deydiğinde içinin ürpermesi aşkının en saf halini temsil ediyordu. Sağ elini Atalante’nin elinden çekti masadaki içki bardaklarından Atalante’nin olana uzandı aldı içkisini yudumladı beğenmemişti çok sert bir içkiydi sanki üzerindeki bütün yorgunluğu alacak şekilde karıştırılmış içki kendi içkisinin tadını arattı.

Atalante’nin içkisini denedikten sonra ona uzattı, tekrar masada duran kendi içkisini elini aldı yudumladığında özlenen tadı damağında hissetti. İçkinin bağımlılık yapmasından korkmuyordu tadının mükemmelliği ve içerisindeki belirli derecedeki alkolü onun üzerindeki mutluluk katsayısını artırmaya yettiği için bunun vücudunun bir su gibi gereksinimi olduğunu düşünerek yudumladı bir kez daha içkisinden. Atalante’nin Tanrı tarafından özel olarak ilgilenilmiş güzel yüzüne baktığında yine o bilindik gülümsemesi yüzüne yerleştirdi “Ah hayatım beni buraya aşkın en güzel rüzgârı getirdi, aşkın seni çağırıyor hemen git dedi bende hemen geldim, yanlış mı anlamışım acaba” dedi. İçki bardağını Atalante’ye referans yaparak kaldırdı. Uzun bir yudumlamadan sonra içki bardağını masaya koyarken ağzındaki güzel tadın zevkini çıkardı. Atalante’ye bakarken sırtını güzel koltuğa yasladı “Aslında güzel bir yazı yazmak için bu aralar çok uğraşıyorum ruhumun diğer yanı” Atalante’nin bakışları eşliğinde devam etti “ Bir, iki şey yazdım ama sonradan hepsi güzelce çöpe gitti” elleri ile olayın canlandırmak adına hareketler yapıyordu. Atalante’nin bakışları ve yüzündeki hafif gülümsemesinden cesaret alarak devam etti konuşmasına elleri ile hareketlerine devam ediyordu.

“Bir muggle teşkilatı hakkında güzel bir yazı yazacaktım” Atalante’nin şaşkın bakışlarına aldırmadan, muggle’lar arasında da tanınan bir oyuncuydu ama genelde yazarlık konusunda hep büyücülere özgü şeyleri seçerdi. Muggle’ların yazılabilecek bir şeyleri olmaması buna etkendi aslında genelde aynı şeyleri sürekli tekrar eden yazılar eskilerini aratıyor iyi ve akıllı yazarlar böylelikle her zaman kaybeden taraf olarak görünüyordu ve kaybeden olmayı hiç sevmeyen Brian bu işe hiç girişmemişti. Yazar yönü oyunculuk yönünden geri kalmasında buna etkendi, oyunculuktan fırsat kaldığı zamanlar ancak yazabiliyordu. Ama büyücü dünyasında yazıları beğeni ile karşılanıyordu. Sokakta yürümenin zor olduğu anlarda her zaman Atalante’ye sığınırdı. Atalante’nin yanında sadece Brian olarak var olmanın rahatlığı her zaman vardı, sadece Brian olması Atalante’ye yetiyordu ve bu Brian’ı büyülüyordu. Ellerinin eşliğinde neler yaptığını anlatmaya devam ediyordu. “Mason denen bir teşkilat, ah o kadar güçlü değiller yani aslında güçlüymüş ama şimdi televizyona bile düşebilecek kadar küçük bir grup olmuşlar işlevsiz ve önemsiz bir grup diz çökme meraklısı insanlar artık” dedi sırıtarak. Yazısına başladığında ilk üstadı araştırmıştı ama şimdilerde televizyonda bütün ayinlerinin en ince detayına kadar anlatılınca eski cazibesi kalmadığı içinde yazlarından vazgeçmişti.

“Bu arada yazıma yetimi kaybetmek üzereyken bir rol teklifi de aldım” Atalante’nin şaşırmış suratını görünce “Ah evet güzel bir başrol ama kabul etmedim, çok uzun süre ve artık yalnız kalmaktan sıkıldım seninle olmak fikri güzel bir başrolden daha cazip geldi” ellerini artık sohbetin akışına değil Atalante’nin saçlarında gezdirmek için kullanıyordu. Saçları hakkında her zaman çok söz söylenirdi ama kimse Brian gibi onun her halini beğenmiyordu herhalde ya da gözleri güzelliğe kapalıydı Atalante saçlarını açtığında da süper oluyordu, topladığında da, ince ve güzel boynu saçlarını topladığında ortaya çıkıyor, beyaz gerdanını güneşi yansıtırcasına göz dolduruyordu. Açık olan güneşin en güzel tonunu gösteren saçlarını parmaklarının arasında gezdirirken ne kadar narin olduklarını düşünüyordu. Bu kadar güzel bir şey nasıl olmuştu da dünyaya inmişti ve sadece Brian’ın olmuştu. Düşünceler sadece Atalante ile olan düşünceleri bıraktı vücudunun bütün kaslarına işlesin diye belki sessiz kalacaktı, belki de çaresiz ama bunu istiyordu onun yanında güçlü olmak zorunda değildi, kaslarına işleyen aşkın ateşi ile damarlarının genişlemesini hissettikçe narin saçları okşuyordu. Ruhunu okşuyormuş gibi, kalbindeki aşk canavarını sakinleştirmek için elleri hareket ediyordu.


_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Atalante Vigoureux
Club Annwn Sahibesi
Club Annwn Sahibesi


Kadın
Mesaj Sayısı: 270
Yaş: 18
Mücadele Tarafı: Eğlence
En Belirgin Özellikleri: Gülüşü
Rp Sevgilisi: Brian
Kan Durumu: Melez
Patronus: Deniz atı
Kayıt tarihi: 26/08/09
Ruh Hâli:

Bilgiler
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkiî:

MesajKonu: Geri: Beklenmedik Misafir   Ptsi Tem. 05, 2010 12:58 am

Farklı bir kişilik.Özel bir büyücü.Çevresindekileri kendine hayran bırakan birisi.Zamanı durduran gülümsemesi ile Atalante'nin yanında iken herşey onun için çok farklı oluyor.Ay şahit bütün bu olanlara.Her zaman şahit olduğu gibi.Yıldızlar ardından nidalar atıyor.Uzak da olsalar dokunabilecek kadar yakınlar sanki.Aralıklı dağılan bulutlar gökyüzünü bir aydınlatıyor bir karartıyor.Ay'ın bulutların ardına saklanışı ve her defasında aynı zarafetle çıkışı göz doldurucu bir güzellikten ibaret.Kolundaki saate baktığında,gece yarısını çoktan geçtiğini fark etti.Aslına bakılırsa bu tempoda bu saate kadar dayanması eskiden çok güç olabilirdi ama şimdilerde üç,dört saat uyku ona yetiyordu da artıyordu bile.Bardağındaki son yudumu da aldıktan sonra kadehi tekrardan yerine koydu.

Brian'ın elleri saçlarında dolaştıkça rahatlıyor,huzur buluyordu.Narin ve usulca.Söylediklerinden sonra her ne kadar tekrardan boynuna sarılmak geçse de içinden kendine engel oldu.Atalante için bir başrolü geri mi çevirmişti?Evet,kesinlikle bu inanılmaz bir şeydi.Kulakları,beynine iletilen seslere bir an için kapanmıştı.Her zaman güzel ve muhteşem işler çıkaran bu adam şimdi de yeni fikirler ve düşünceler ile Atalante'nin karşısındaydı.Brian'ın hafiften kırlaşan saçları onu daha da karizmatik gösteriyor diğer muggleların daha da ilgisini çekmesini sağlıyordu.Çekmemesi de mümkün değildi.Herkes tarafından sevilen bu adamın nasıl olup da Atalante'yi seçtiğini Atalante uzun bir süre idrak edemedi.İmkansız gibi görünmüştü ona.Onu ilk gördüğü an aşık olmuştu.Bütün hücrelerine işlemiş bu adamı kaybetmek istememişti.Kaybetmek değil daha ona sahip olmadan onu kıskanmaya bile başlamıştı.Atalante herkesi kıskanmazdı,en azından ailesi dışında birilerini.Ama şimdi durum değişmişti.O ilk defa hayran olduğu,deliler gibi sevdiği ama bunu belli edemedi,bağlandığı birini kıskanmıştı.İlk başlarda bu duyguyu o kadar aşmak istemişti ki,ama becerememişti.Şimdilerle ise daha temkinli oluyordu.En azından karşısındaki adamın onu sevdiğini biliyordu.Bu ona güç veriyordu.

Daha önce kimseyi bu kadar özlememiş olan bu cadı şimdilerde sevgilisini görmeden yapamıyordu.En azından onunla mutlaka konuşması gerekiyordu.Nasıl bir insan suya ihtiyaç duyarsa o da Brian'a o kadar ihtiyaç duyuyordu.Onu düşünmediği bir dakika bile yoktu.Düşünmeden etmesi mümkün değildi zaten.Brian,Atalante'yi kendine öyle sıkı sıkıya bağlamıştı ki artık Atalante'nin o ipleri koparması imkansızdı.Koparmak da istemiyordu. “Seni seviyorum.”Ağzından çıkan sözleri o kadar inanarak,o kadar içten söylüyordu ki.Vücuduna yayılan hissizliği bile geçiriyordu.Ona bakıp,onu sevdiğini söylemek onun için paha biçilmezdi. “Her zaman yanımda ol,lütfen.” Her zaman kelimesi belki de biraz fazla olmuştu.Onu her saniye,her dakika yanında istiyordu.Belki bencillik yapıyordu.Belki sadece kendini düşünüyordu ama aklından ve kalbinden geçenlere engel olamıyordu.Brian'ın sesi bir an için kulaklarındna gitti.

Kulaklarına dolan bir dizi uğultunun iyiye işaret olmadığı kesindi.Aslında daha önce böyle bir şey başına gelmemişti.Kendini kötü hissettiği zamanlar olmuştu ama kendini hiçbir zaman bu kadar kötü hissetmemişti.Uğultu artık sadece kulaklarında değil beyninin içinde de yankılanmaya başladı.Elleriyle biryerlere tutunmaya çalıştı ama o gücü kendisinde bulamadı.Aciz bedeninin davranışlarına engel olamadı.Gözleri Brian'ın gözlerinin içine bakıyordu ama o eski ışıltısının bir an için söndüğünü hissetti.Teninin sıcaklığı gitti yerini buz gibi bir esinti kapladı.Yıldızlar her saniye ondan biraz daha uzaklaştı.Dudakları kurudu,sesi çıkmadı.Son bir hamle yapmak istercesine ağzını açtı “Brian.” dedi.Daha beş dakika öncesine kadar havalara uçan bu beden şimdi bütün güçsüzlüğünü ortaya döktü.Küçük elleri ile sevgilisine tutunmaya çalıştı.Başaramadı.Gözleri kapanırken bile o gözler Brian'a bakıyordu.Atalante ilk defa bu kadar güçsüz düşmüştü.Yorgun bedeni daha fazla kaldıramadı.Oturduğu yerden taş zemine düşerken soğuğu bir kez daha hissetti.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Deucalione
Astronomi Profesörü
Astronomi Profesörü


Erkek
Mesaj Sayısı: 81
Mücadele Tarafı: Belirlenmedi
En Belirgin Özellikleri: Sevecen, akıllı
Rp Sevgilisi: Atalante
Kan Durumu: Melez
Patronus: Panda
Evcil Hayvanı: Penguen
Kayıt tarihi: 10/04/10
Ruh Hâli:

MesajKonu: Geri: Beklenmedik Misafir   Salı Tem. 06, 2010 9:15 pm

Tanrının emrettiği gibi sevin her ne olursa olsun birbirinizi sevin, zamanında anlatılan efsaneler gerçek olmaz dendiğinde inandığı ve bazen güldüğü aşk efsanelerinin içinde hissediyordu kendini, elini tutuğu kadının sıcaklığı romanlarda anlatılan aşkın en saf ve temiz halini anlatıyordu. Dokunuşlar cehennem sıcağından daha sıcak bu ateş başkalarını yakıp kavurabilirdi ama aşkı kalplerinde yaşayanlar bu ateşte yaşamaya alışmış olurlardı. Cehennem sıcak ve hatta ateşin en şiddetli olduğu yer yalanına aldanmayanlar kalplerindeki sevginin ateşi ile avare, avare gezen ve gözleri sevdiklerinden başkasını görmeyen insanlardır. Cam kubbenin altında en güzel koltukta oturmuş sevgilisinin saçlarını okşamaktan dolayı yüzündeki güzel tebessüm ile yıldızlara gözü kayan Brian, yıldızlarında kendilerine eşlik ettiğini gördü. Yıldızlar gökyüzünde birbirleri ile güzel bir dans tutturmuş gibi birisinin ışığı azalırken diğeri tüm haşmeti ile ışığını diğer arkadaşlarına ve dünyadakilere gösterircesine parlıyordu.

Yıldızların oyununu seyretmekten vazgeçmek elbette güçtü böyle muhteşem bir görüntüyü yıllar boyunca seyreden insanlar bıkmak nedir bilmeden onların bu ahenklerini hakkında kitaplar bile yazmışlardı. Ama onları değersiz bir ışık huzmesi olarak görebilirdi, saçlarını okşadığı kadının gözleri güneşten aldığı ışığı dünyaya sunmuyordu, kalbinden gelen güneşin bile veremeyeceği ateşi gözleriyle Brian’a sunuyordu. Başkasının göremeyeceği bu ateşi önce gözlerinde hisseden Brian oradan kan akışı ile vücuduna en sonda kalbine ateşin deymesi ile huzuru, aşkı ve özlemin tek ilacını buluyordu. Kalbinin hızlı veya yavaş atmasından endişe etmiyordu Atalante’nin yanında, kalbi onun istemediği şekilde davranmaya alışık şımarık bir çocuk gibi davranıyordu her dokunuş ile yavaşlıyor sessizleşiyor ayrıldıklarında ise hızlı atıyordu yerinden çıkmak için çabalar gibi hızla yuvasını zorluyordu. Kalp duvarlarını zorlamakla meşgulken göz bebekleri Atalante’nin narin ve ince dudaklarında birleşti, kan kırmızı rujun dudak kenarlarındaki çerçeveleri daha yeni ateşli öpüşmelerinden dolayı kaynaklı bozulmuştu. Bunu bahane olarak gösterebilmenin düşüncesi ile isterik hareket eden dudakları Atalante’nin dudakları ile buluşturmanın ince hesaplarını yaparken Atalante’nin melek sesi kadar saf ve güzel sesi kulaklarında çınladı.

Sevgi sözcüğü Atalante’nin güzel sesinden geldiği zaman anlam kazanıyordu, bu söz o zaman bir önem kazanıyordu ve kalbin atmasını sağlıyordu. ‘Bende seni seviyorum’ demeyi planlayan ağzını oynatmak için tam açıyordu ki Atalante’nin güzel dudakları yine oynadığında sustu. Onun güzel sesi ile büyülenmekten mahrum kalmak istemiyordu. Yanında olmasını söylediğinde Brian yüzündeki gülümseme çekilmişti yüzünden, anlık bir duygu olmamıştı Atalante ruhun aciz bedene üfürüldüğünden beri, kalbinin ilk attığından beri aradığı güzelliği bulmuştu masum yüzde, dünyanın kötülüklerini arkada bırakmıştı onunla ve ayrılmak istemiyordu ebediyen onunla olmak istiyordu. Brian Atalante’nin yüzündeki değişimi fark ettiğinde endişelenmişti, yüzündeki rengin çekildiğini hissetmişti, güzel kırmızılaşan elmacık kemikleri bile yüzünden çekilmiş beyazlaşıyordu. Ellerinin soğukluğunu hissetti Brian ve bir şeylerin ters gittiğini anladığında Atalante’nin hafif mırıltısını duyduğunda ellenin, ellerinin arasından kaydığını hissetti. İnce parmakların son bir çırpınış gösterircesine tekrar Brian’ın ellerine uzanması ruhunun bedeninden çekilmesi kadar zor geldi Brian’ın tutmak istediği el yavaşça kaydığında ağzından kelimeler çıkamayacak kadar güçsüz hissetti.

Taş zeminden gelen iç acıtıcı ses ile rahat koltuktan kayarak Atalante’nin yanına indi kayarak, Atalante’nin başını hemen ellerinin arasına aldı “Atalante” sert bir ses tonuyla, ses tonundaki sertlik ne olduğunu bilmediği bir durumun üzerindeki baskısından dolayı çıkıyordu. Vücudundaki bütün su çekildi ağzı ve dudakları kurak bir göl kadar suya açtı. Artık aşkın ateşi değil endişe içini yakıyordu elleri ile sıkıca sarıldığı Atalante’yi sallayarak uyandırmaya çalışıyordu. Benliğini kaybetmişti ne yapması gerektiğini bilmeden geçen dakikalar ağzından çıkan tek düze bir sesle sadece “Atalante” oluyordu. Benliğinin yerine gelmesi ile önce nabzına baktı nabzının attığını anladığında nefes alış, verişini kontrol etti. Kafası bacaklarında olan Atalante’nin güzel yüzüne hafif bir tokat attı önce “Atalante” sesindeki endişe kırıntıları besliyordu. Sonra bir tane daha tokat attı “Atalante uyan” şimdi sesi daha gür çıkmıştı. Etrafına baktı bir medet umarcasına, Atalante’nin masasının kenarında duran vazonun içindeki çiçeklerin altındaki su gözüne çarptığında başını yavaşça yere bıraktı Atalante’nin.

Ayağa kalktı ve koştu vazonun içindeki güzel çiçekleri aldı ve fırlattı bir kenara vazo ile beraber Atalante’nin başına döndü suyu eline döktü yerdeki Atalante’nin yüzüne hafifçe vurarak dökmeye başladı. “Atalante” demeyi de bırakamıyordu sanki bir papağan gibi sürekli adını tekrar ediyordu. Şokun etkilerinden kurtulmasının Atalante’nin hafifçe göz kapaklarını oynatması ile biraz hafifledi. Brian elindeki vazoyu kenara bıraktı Atalante’yi kucakladı ve rahat koltuğa güzelce yatırdı. Kirpiklerinin oynaması üzerindeki baskıyı da alıyordu. Beyaz ıslanmış yüzünü eliyle sildi Brian Atalante’nin önceden hissetmediği bu soğukluk içinin acımasına neden oluyordu. Elini tutuğu gibi ellerinin arasına aldı göz kapakları yavaşça açılan Atalante’ye merak ve heyecan ile bakıyordu. Yavaş bir ses tonu ile “İyi misin?” diyebildi, Brian’ında yüzündeki tüm renk kaçmıştı. Dudakları kurumuştu, kalbinin yerinden çıkması an meselesiydi, üzerine oturduğu bacakları altında titriyordu. Tüm vücudundaki kasları artık kendini bırakıyordu, yüzündeki tebessümlerinin yerini saçlarından dökülen ter taneleri almıştı. Göz bebeklerinin büyüdüğünü hissedebiliyordu Atalante’nin göz hareketlerine bakarken yerlerinden çıkacakmış gibi acımaya başlamıştı. Titreyen bacakları ve bedenin tüm uzuvları Atalante’nin ağzından çıkacak kelimeleri bekliyordu kendini bırakmak için, dilini dudaklarında gezdirdi ama nafile bir çaba olduğunu anladı. Vücudundaki tüm su çekilmişti.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Atalante Vigoureux
Club Annwn Sahibesi
Club Annwn Sahibesi


Kadın
Mesaj Sayısı: 270
Yaş: 18
Mücadele Tarafı: Eğlence
En Belirgin Özellikleri: Gülüşü
Rp Sevgilisi: Brian
Kan Durumu: Melez
Patronus: Deniz atı
Kayıt tarihi: 26/08/09
Ruh Hâli:

Bilgiler
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkiî:

MesajKonu: Geri: Beklenmedik Misafir   Perş. Tem. 08, 2010 9:49 pm

Ölmek.Ölmek o kadar kolay olamazdı.En azından ona göre bir anda olacak şey değildi.Hayal mi görüyordu?Yoksa her şey aslında koca bir gerçek miydi?Önünde aralıklı olarak beliren şeyler neydi?Burnuna gelen mis gibi nergis ve begonya kokuları da nereden geliyordu.Kendi odasında mıydı?Yıldızlar nereye gitmişti?Ondan kaçıyorlar mıydı?Aklını kaçıracakmış gibi sorular beyninde onunla bir bilmece oynuyordu
sanki.Kaçmak istedikçe daha da artan sorulara kulak asmamak mümkün değildi.Gözlerini açma çabası ondan acı hissi uyandırıyordu.Açamıyordu gözlerini.Yasak bir diyarda,yasaklanmış bir masalın içindeydi sanki.Hissettiği serinlik bir su damlası mıydı yoksa gözlerinden akan yaş mıydı?Ağlamıyordu.En azından ağladığını hissetmiyordu.Daha doğrusu hiçbir şey hissetmiyordu.Karanlık bir oda mıydı yoksa bir çayırın ortası mıydı?Ruhu muydu onu çağıran yoksa aşk mıydı?Gördüğü düş kendi kafasındaki miydi?Olamazdı.İmkansızdı ona göre.Düşleri bu kadar korku dolu olamazdı.Bu kadar kanlı olamazdı.Yoo onlar düşleri değildi.Hayattan sakladığı sırlardı.Herkesten gizlediği gerçeklerdi.Anlatamadığı,konuşmak isteyip de beceremediği gerçeklerdi.Neden şimdi?Neden daha sonra değilde şimdi ortaya dökülmüşlerdi.Kayıp gitmişti ama tekrardan toparlandığında her şey geçmişti.En azından o öyle zannetmişti.Atalante'nin masum ve sempatik görüntüsü o zamanlar herkesi yanıltmıştı.Ailesini bile.Şimdi ise sevdiği adama hiç yansıtamazdı.Gözünün önünden kayıp giden hayali ile kendine geldi.Üstüne bir ağırlık düşmüşcesine kıpırdayamadı.Düştüğü sert zemin sırtında iz bırakmıştı.Açık olan saçları omuzlarından dökülmüştü.Kelebeklerin ölüm dansı gibi saçları da onun sessizliği ve soğukluğu ile dans ediyordu.Gözleri ışık ile buluştuğunda hafifçe açılan göz kapakları,kirpikleri ile uyum içerisinde sendeledi ama normale döndü.Kulağındaki vızıltılar kesilmedi.Daha da artmadı ama daha netleşti.Daha deminki halinden eser kalmadı.Güçsüzdü,yorgundu vücudu ama sağlam durmaya çalışıyordu.Sevgilisinin kolundan tuttuğunda bütün gücü kendisinde buldu.Narin parmakları,sinirleri gerilmiş vücudu korku içinde tepki vermeye başladı.

Gözleri dolmaya başladı. “İyiyim.” Gerçekten iyi miydi?Aslında iyi değildi.Yalan söylemekten nefret etse de sevgilisine kötü olduğunu söyleyemedi.Başına giren şiddetli ağrılar,vücudundaki her hücrenin teker teker sızısı yüzüne her ne kadar yansımış olsa da bunu belli etmemeye çalışıyordu.Göz kapakları onun aksine hareket ediyordu.Ellerinden beynine giden damarlar ortaya çıkmıştı.Netlik kazanan,gözle görülen bu damarlar bile Atalante'nin endişelenmesine sebep oluyordu.Sanki kar tanelerinin her biri yüzüne düşüyordu.Terlemiş miydi?Yoksa sadece yüzü mü ıslaktı.Kalp atışları hızlandığında gözleri Brian'a bakıyordu.O gözler korku,heyecan,endişe ve kararsızlıkla doluydu. “Özür dilerim,aşkım.” dedi.Özür.Neyin özrüydü.Kalbi cehennemin ortasında kalmış bir kuş gibi atıyordu.Ürkek...Kanındaki alkol etki etmeye çoktan başlamıştı.Teninin ürpertisi,ilk defa normale dönüyordu.Yanaklarının pembeleştiğini hissediyordu.Kalbini dolduran korku vücudunu da kaplamıştı.Bulutlu gözleri sızlamış yüreği ile bütünleşti.

Boynundaki tılsımı kontrol etti.Her zaman onu güç veren bu tılsım ilk defa onu daha da güçsüzleştirmişti.Mavinin rahatlatıcı etkisi Kalsedon'un ruhu ve inancı olumlu etkileyen özelliği Atalante'nin ruhuna etki edememişti.Veya etmişti ama bu sefer Atalante güçsüzlüğünü efsunlu bir kolyeye atamazdı.Ametist bile ona etki etmemişti.Kutsal bir taş olduğu düşünülürse aslında bu biraz da Atalante'nin şanssızlığı idi.Parmağındaki Ametist yüzük boynundaki Kalsedon koyle onun içini pek açamamıştı.Tam bir taş meraklısı gibi görünse de aslına bakılırsa ilk başlarda sadece zevki için almıştı.Sonradan fark ettikleri ise hoşuna gitmişti.Sevgilisini gözlerindeki endişeyi gördükçe neden özür dilediğini bir kez daha anlıyordu.Kendi suçu olmayabilirdi ama biraz daha kendine dikkat etmesi gerektiği aşikardı.Onun kimseyi endişelendirme ve huzursuz etme hakkı yoktu.Gözleri,etrafını biraz daha dikkatli incelemeye başladığında vazodaki çiçekleri bir kenarda gördü.Vazo ise yerde bir köşede idi.Bunu fark ettiğinde yüzündeki ısaklığın nedenini de fark etti. “Ovv hayatım.” dedi.Gülümsemeye çalıştı ise de pek başarılı olamadı.Gülümsemek bir yana gözünden süzülen yaşlara bile engel olamadı.İstemsizdi.Korkuyla,endişe ile akan yaşlar.Göz pınarları engin bir deniz gibi durmadan akıyordu.Gözleri dolmuş,meraklı bir o kadar da özür diler bakışlarla sevgilisine bakıyordu.

Düştüğünde yerden kaldırmıştı Atalante'yi.Uyandığında ise yumuşak bir zeminde olmak daha rahat geldi ona.Şah damarının attığını kendisi bile net olarak hissediyordu.Bileğindeki bileklik,bileğini sıkmaya başladığında elini hemen koluna atıp bilekliği çıkardı ve sehpanın üzerine bıraktı.Alev alev yanmaya başlayan vücudu tekrardan sevgilisinin gözlerinden ayırmadığı gözleri,umutla Brian'a bakıyordu.Kafasını yattığı yerden kaldırmaya çalıştığında ağır geldi ve tekrardan başını yattığı yere koydu.Tüyleri ürperdi.Kirpikleri gözünün önüne geliyordu ve bu görüşünün buğulaşmasına sebep oluyordu.Gözlerini sildiğinde durum biraz daha normale dönmüştü.Aşağıdan gelen müziğin sesini duymadığı için şanslı olduğunu düşünüyordu.En azından bir de o gürültüyü çekemeyeceğini biliyordu.Zaten zayıf olan bünyesi bu durumdan sonra biraz daha zayıflamıştı.Aşk ile sevgi ile sevgilisine bakıyordu.Ağlamaklı gözleri ona bakarken bile umutla doluydu.Her bir hakikat gerçekle örtüşüyordu.Ama o gerçekler hiçbir zaman birer hayal olamıyordu.Demir parmaklıklar ardında imişçesine süren korku ve heyecan bir süre daha devam etti.Ta ki sevgilisinden aldığı güç onu kendine getirene kadar.

Üstündeki elbisenin gitgide açıldığını anladığında kendine çeki düzen verdi.Onun yanında her ne kadar da kendini olduğu gibi hissetse de her zaman için temkinli oluyordu.Ailesi,babası ve annesi,en önemlisi de abisi ona böyle öğretmişti.Abisini hatırladığında gözlerindeki yaşlar biraz daha çoğaldı.Bütün hayatı aslında abisi idi.Onu öyle sıkı sıkıya bağlıydı ki.Evleniyor olması onun için o kadar büyük bir anlam ifade etmiyordu.Evlendiği kadını zerre kadar sevmese de abisi yüzünden ona katlanıyordu.Abisi,annesi,babası aklına geldiğinde daha da ağlamaya başladı.Sevgilisi yanına oturduğunda göğsüne başını yasladı.Onun kalp atışlardı Atalante'ninki kadar güçlüydü.Güçlü ve dur durak bilmez bir şekilde.Mavi gözleri,okyanus kadar berrak,nefesi deniz kadar çekici idi.Teni,tenine deydiğinde aklı başından çıkacakmış gibi oluyordu her zaman.Gözlerindeki yaşlar Brian'ın üstündekine akıyordu.Umursamadı.Onun yanında hiçbir şeyi umursamıyordu.Pembe düşleri,sararmaya başlamadan,güz yaprakları düşmeden önce,sonsuzluk kavramı yok olmadan önce sevgilisine doya doya sarılmak istiyordu.Brian,Atalante için sadece bir sevgiliden ibaret değildi.Ruh ikiziydi.Ruhunu teslim ettiği erkekti.Dudaklarının kurumaya başladığına anladığında hiç düşünmeden “Sevgilim,bir içki verebilir misin?” dedi.İçki.Bayılmış ve yeni kendine gelmiş biri için idael sayılmayacak bir şeydi.Aslında bugün tükettiği içki sadece birkaç bardaktı ama güçlü etki bırakan şeylerdi.Şimdi ise tekrardan vücudu içkiyi ve aşkı istiyordu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Deucalione
Astronomi Profesörü
Astronomi Profesörü


Erkek
Mesaj Sayısı: 81
Mücadele Tarafı: Belirlenmedi
En Belirgin Özellikleri: Sevecen, akıllı
Rp Sevgilisi: Atalante
Kan Durumu: Melez
Patronus: Panda
Evcil Hayvanı: Penguen
Kayıt tarihi: 10/04/10
Ruh Hâli:

MesajKonu: Geri: Beklenmedik Misafir   Ptsi Tem. 12, 2010 11:38 pm

Diz çökmüştü ama altına aldığı bacaklarının titremesi bütün bedenine etki ediyordu, gözlerini hafifçe aralamış Atalante’nin gözlerine odaklanmıştı. Atalante yavaşça kendine gelmeye başladığında içindeki bütün ümitsizlikler yavaşça bedeninden gidiyordu. Gözlerindeki belirsizliği oturduğu yerden izliyordu. Atalante’nin gözlerinden akan yaşlarla ne yapacağını bir kez daha şaşırmıştı. O kadar zaman geçmemişti ama Atalante değişmiş miydi? Neler olmuştu da böyle bayılmaya başlamıştı, güzel gözlerinden ne zaman gözyaşı dökülmeye başlamıştı. Zarif narin bedeni belki sırtladığı zorlukları göstermiyordu ama içindekiler onu esir almıştı anlaşılan ve onu sürüklüyordu. Yattığı koltuktan doğrulduğunda Brian’da hemen yerden kalkarak koltuğa yanına oturdu. Ayaklarını ilk defa hissediyordu, ince ve sürekli titreyen bacakları üzerindeki yükten kurtulmanın şerefine artık titremiyorlardı sadece biraz uyuşukluk vardı. Atalante’nin özrü ile şok olmuştu Brian neyin özrüydü bu aldatılmanın mı? Düşünmek bile istemediği şeyler beynine çullanmaya başlamıştı. Atalante’nin gözlerinden inen yaşlarla kafasında bunları geçiriyordu aldatılmış mıydı yoksa burada olması artık gerekmiyor muydu? Sorular birbiri ardına ağzına geliyordu ama Atalante’nin durumu yüzünden bütün sözcükleri geriye itekliyordu. Düşünme diyordu kendi, kendine elbette Atalante’ye güveniyordu ama ya birinden hoşlandıysa diyordu.

Atalante’ yerde duran vazoyu gördüğünde yüzüne elini koydu ıslaklığın nereden geldiğini anlamıştı. Brian’ın aklına başka bir çözüm gelmeden güzelim çiçeklerin suyunu alarak onları da bir kenara fırlatmıştı. Ne kadar zamanı vardı ki? Gözlerinin önünde taş zeminde yatan sevgilisi zaten hayatla alakası kopmuş çiçeklerden daha önemliydi. Kafasındaki sorularla boğuşması devam ediyordu, heyecanı, korkuyu biranda yaşamanın vermiş olduğu bir duygumuydu bilmiyordu ama kafasından geçenler hiç hayırlı şeyler değildi. Sahip olduğu bedene başkasının elim mi deymişti? Sahip olduğunu zannettiği dudaklara başka dudaklar mı deymişti? Gözlerinde kaybolduğu kadın başkasının mıydı artık? Sorular ağzından dökülmese de benliğini almaya yetiyordu. Ellerini çekmek istedi elinden ama yapamadı sözcükler ağzından çıkmak istedi ama durdurdu zorlanıyordu Brian sormak istediği soruları sormaya korkuyordu. Alacağı cevaptan çekiniyordu gözleri doldu ama bu sinirin dışarıya çıkma yöntemiydi ve durdurması imkânsızdı. Atalante üzerindeki elbiseyi düzelttiğinde tedirgin oldu Brian sevgilisi daha önce böyle bir şey yapmamıştı. Yoksa aldığı bazı duyumlar gerçekten doğru muydu? Atalante’nin başka biri ile olduğunu duyduğunda bunu söyleyen arkadaşının suratına tükürmüştü. Ama şimdi ya arkadaşı haklıysa diye düşünüyordu. Atalante yavaşça gögüsüne yattığında saçlarındaki koku ile yine büyülendi. Sevdiği kadının ona ihanet ediyor olması bir erkeğe en ölümcül darbeydi. Kalbi yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlamıştı düşünceler beynine hücum ederken hayaller devreye girmişti. El, ele Atalante oturdukları koltukta sevgilisi ile uzanmışlar ve yıldızları seyrediyorlar.

Sinirden kas katı olmuş bedeni titremeye devam etmeye başlamıştı. Atalante’nin içki istemesi ile Brian hayal âleminden çıktı, nasıl bir insan ayıldıktan sonra içki ister diye düşündü önce bir sonra içkiyi vermeyi kabul ederek, boş bardakları masadan aldı ve odadan çıktı. Kapı arkasından kapanırken aklına mühür geldi oda mühürlüydü sadece Atalante’nin abisi, bazı arkadaşları ve Brian bu mührü geçebiliyordu. Şimdi bu kapının başka bir sahibimi var dedi kendi, kendine kulağına gelen müziği bile duymadan ilerledi. Elindeki boş bardağı gören garson hemen yanına geldi ve “Ben alıyım efendim onları” dedi Brian’ın elindeki boş bardakları aldı “Ee siz iyi misiniz Efendim?” Brian’ın beyazlamış suratından korkan garson endişe içerisinde Brian düşüncelerden kendini kurtararak barmene “Evet teşekkürler biz aynılarından birer tane daha alalım acele lütfen” dedi. Garson koşarak bara gitti ve elinde dolu bardaklarla geri döndü Brian bardakları aldı. Garsona teşekkür etti ve mühürlü kapıdan tekrar içeriye girdi. Atalante Brian odaya girdiğinde uzandığı koltuktan doğruldu Brian koltuğa yaklaştı, bardağı uzattı. Oturması gerektiğini hissediyordu ama Atalante’nin yanına oturmak için ayakları gitmiyordu o da koltuğun yanında duran tek kişilik deri kaplı koltuğa oturdu. Ağzını açmak istiyordu bırakacaktı sözcükler ağzından bir şelale gibi çıksın ama önce bekledi. Atalante içkisini yudumlarken o içkiyi bir dikişte bitirdi. Atalante’ye baktı ve “Neden bayıldın? Ne oldu?” dedi sesindeki sorgulayıcı tınıyı kendiside fark etmişti ama umursamadı aklındakileri söylemesi gerekiyordu ve olayları birinci ağızdan öğrenmek her zaman en iyisi olmuştu. Gözleri Atalante’nin dudaklarında ağzından çıkacak bir kelimeyi bile kaçırmak istemiyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Atalante Vigoureux
Club Annwn Sahibesi
Club Annwn Sahibesi


Kadın
Mesaj Sayısı: 270
Yaş: 18
Mücadele Tarafı: Eğlence
En Belirgin Özellikleri: Gülüşü
Rp Sevgilisi: Brian
Kan Durumu: Melez
Patronus: Deniz atı
Kayıt tarihi: 26/08/09
Ruh Hâli:

Bilgiler
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkiî:

MesajKonu: Geri: Beklenmedik Misafir   Salı Tem. 13, 2010 10:19 pm

İçkinin etkisi ile rahatlayan vücudu çözemediği sorunlarla karşısına çıkıyordu her defasında.Belki yorgunluk,belki aklındaki soru işaretleri.Kulüp açıldı açılalı normal bir anı olmamıştı.Uğraştığı tipler zaman zaman sinirinin gerilmesine sebep oluyordu.Onu rahatlatan tek adam yanında sürekli olamıyordu.İşleri vardı ve bütün hayatını Atalante'ye adayamazdı.Aşk şarkılarının anlattığı adam onun için endişelenirken o karşısında durmuş içki kadehini deviriyordu.Bunların sebeplerinden biri aşırı tükettiği içki de olabilirdi.Farkında olmadan içtiği içki bütün gece onu ayakta tutarken zaman zaman güçsüz bırakıyordu.Güçsüz bıraktığı anlardan biri sevdiği adama yansımıştı.Onu endişelendirmek,korkutmak veya üzmek istemiyordu.Ama şuanda vücudu buna engel oluyordu.Onun sıcacık kollarında huzuru bulurken akan gözyaşları dudaklarına değdikçe hafif tuz tadı veriyordu. “Bilmiyorum hayatım.Galiba yorgun düştüm ondan.” Her zaman kendisine dikkat etmesi gerektiğini biliyordu.Daha dikkatli olacağına söz veriyordu ama bu konuda başarılı olabilmiş değildi.Söz verdiği halde tutamadığı tek şey buydu.

Sevgilisinin karşısında durmasına dayanamıyordu.Elini uzattı.Tutunmak istiyordu ona.Kopamadığı parçasının yanından ayrılmasını istemiyordu.Tek bir vücut olmak istiyordu.Atalante'ye göre onlar ayrılmayacaktı.Zaman zaman hayatları,düşünceleri farklılaşıyordu ama onlar ayrılamazdı ona göre.Birlikte sıcakcık kumsallarda el ele yürürken,herkese inat beraber olurken onlar ayrılamazdı.Şaraplarını yudumlarken hayalleri aynı olmalıydı.vücutlar buluşurken sadece akıllarından tek şey geçmeli idi. “Aşk.” Onlar bu denli bağlı iken,sevgi dolu iken aralarına hiçbir şey giremezdi.Atalante girmesine izin veremezdi.Bu birliktelik uzun sürecekti.Sürdürecekti.Pes etmeyecekti.Vazgeçmek artık onun için geçerli olan bir kelime değildi.Belki herşeyden vazgeçerdi ama ondan asla.Aslında bir reenkarnasyon gibiydi.Yüzyıllar önce yaşanmış bir aşk küllerinden tekrardan doğuyordu.Alevlenen küller ortalığa saçılmak yerine olduğu yerde de kalmıyordu.Küller aşkı arayan iki aşığın vücutlarına gidiyordu.Baştan aşağıya tekrardan bezeniyordu.

Onu tanıdığından beri yanan tek şey vücudu olmamıştı,aynı derecede kalbi de alevler içindeydi.Bu alevleri yalnız onun şevkat dolu bakışları ve sevgisi söndürebiliyordu.Ya söndürüyordu ya da daha da alevlendiriyordu.Boğazından aşağıya inen serinlik içini kısmen de olsun rahatlatmışken sevgilisinin ondan uzak durması canını sıkmıştı. “Aşkım.” Aşk ve sevgi bir bütündü.Sevdiği adama aşkım demek sadece bir kelime olarak değerlendirilmiyordu onun için.Aşkı ona veren adama kısa bir haykırış.Ritmi olmayan bir beste,sanatçısız tiyatro nasıl olmazsa sevgi sözcükleri olmadan aşk da olmazdı.Belki sürekli söylenmezdi,söylenmemesi gerekirdi ama zaman zaman kişi buna ihtiyaç duyardı.İsmini nefesinde yaşarken,dudaklarından haykırıyordu. “Yanıma gelir misin?” Eli sevgilisine doğru,yaşlı gözleri en masum hali ile bakarken kelimeler dudaklarından dökülmesi bittiğinde,geriye sadece bakışlar kalmıştı.Ona ihtiyaç duyan ruhu,o uzakta iken daha da ihtiyaç duyuyordu.Yatağının baş ucunda duran tablo kadar asil,renklerin cümbüşü kadar doğal.Uzandığı koltuk sevgilisi yokken yanında ona daha da dar geliyordu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Deucalione
Astronomi Profesörü
Astronomi Profesörü


Erkek
Mesaj Sayısı: 81
Mücadele Tarafı: Belirlenmedi
En Belirgin Özellikleri: Sevecen, akıllı
Rp Sevgilisi: Atalante
Kan Durumu: Melez
Patronus: Panda
Evcil Hayvanı: Penguen
Kayıt tarihi: 10/04/10
Ruh Hâli:

MesajKonu: Geri: Beklenmedik Misafir   Perş. Tem. 15, 2010 10:55 pm

Sessiz oda da sinek uçuşu bile duyulacak sessizlikte tek konuşan Brian için düşünceleriydi. Atalante’nin açıklayıcı sözlerine bile aldırış etmiyordu, kulaklarından giren sesin sahibinin Atalante olduğunu bile anlayamazdı eğer Atalante karışısın da oturmuş ağzını oynatmasaydı. Düşündüğü tek şey şeffaflığı bu kadar benimsemişti daha önce Atalante’ye her şeyini en ufak detayına kadar anlatmıştı. Ailesini ve her şeyini ondan başka gerçek görmemişti, aldığı aşk dolu mektuplardan bile haberi vardı ama saklı yaşam bazı insanların işleri olmuştu ve saklanarak kendilerini mutlu ediyorlardı. Yâda oturdukları masanın arkasında kendilerini saklayabileceklerini zannederek karşılarındakiler ile eğleniyorlardı. Bir gönül eğlencesi, gösteriş merakını gidermenin bir yoluydu belki Brian ama bilmediği bir şey vardı Brian’da düşünebiliyor ve görebiliyordu. Sevgilisi olduğunu düşündüğü kadının yanına nasıl oturabilirdi veya onun ellerine nasıl dokunabilirdi. Ya daha önce ona sarılmaları yalansa, sevgisizlik içinde geçirdiği dakikaları hatırladı. Nefessiz kalacak kadar öpüşünde kimi hayal etmişti? Diğerini mi Brian istemsiz bir şekilde elinin tersi ile dudaklarını sildi.

Başkalarının deydiği dudakları hiçbir zaman öpmemesi onu Brian yapıyordu. Oturduğu koltukta bacak, bacak üstüne attı uzanan ele bakarak “Yok ben böyle iyiyim” dedi ve koltuğa biraz daha yayılarak oturdu. Sessizliği seviyordu, hep yalnız kalmak için çabalardı ama şimdi karşısındaki kadının konuşmasını istiyordu anlatacaklarını dinlemek onları hazmetmek için parçalayacakmış gibi tuttuğu içki bardağını ağzına götürüyor yavaşça yudumluyordu. ‘Aşkım’ sözcük kafasının içinde yankı şeklinde ilerlerken beyni ile kalbi arasında sıkıştı sözcüğün yolculuğu son bulmuştu. Brian’ın beyni bu sözcüğün kırılgan kalbini ikna edeceğini düşünerek geçmesine izin vermiyordu. Elindeki kadehten bir yudum daha aldı Brian, nedenini bilmiyordu ama içki eskisi kadar haz vermemeye başlamıştı. Bacak, bacak üstüne attığı ayakları yorucu geçen birkaç saatin acısını çıkarıyor gibi sürekli hissisizleşiyordu. Salladığı ayaklarını ile tedirginliğini ve sabırsızlığını belli ediyordu. Vücudu sinirlerinin gerginliğinden reaksiyon gösteriyordu oynattığı ayağını durduramıyordu. Göz bebeklerinin büyüdüğünü hissedebiliyordu güzel gülümsemesi çekildi yüzünden onun yerine sinirlendiğinde şakak kemiğinde beliren damarın tenini zorladığını hissediyordu. Yorgunluğun ve bayılmanın vermiş olduğu beyaz teni ve bakışlarındaki anlamsızlıkla güzel koltukta oturan Atalante’nin gözlerine bakmayı reddeden gözlerine emir verircesine gözlerini kilitledi. Orada bulabileceği ufak bir kırıntı bile ona yeterdi ve gözler her zaman doğruyu söyler yalanına aldanıyordu, biliyordu bazı gözler sahibi gibi oyuncu ve ruhsuz olabiliyordu ama Atalante’nin gözleri değişmemiştir diye umut ederek onlara baktı. “Bana anlatmak istediğin bir şey var mı?” dedi ses tonundaki gerginlik ve sinir bütün vücudundaki elektriği dışarıya vuruyordu.

Elindeki bardağı masaya bıraktı boş bardağın elindeki baskısına dayanabileceğini zannetmiyordu. Elinde oluşabilecek bir kesikten çekinerek bardağı cam sehpaya koyarken göz temasını kaçırmadan Atalante’ye bakıyordu. Atalante’den alacağı cevabı beklemek istemiyordu, ne arıyordu burada? Neden hala başkasının kadının karşısında oturup hesap soruyordu? Sorular beynine uçarak gelirken ellerinin titrediğini hissetti. Ayaklarını yerde oynatırken sorunun cevabını beklemeden ayağa kalktı, çiçekleri fırlattığı yere yürüdü ve kafasını gökyüzüne kaldırdı. Yıldızlar ne kadar da masumlardı her şeyleri berrak ve göz önünde, neden insanlar onlar gibi olamıyorlar. Beyninin birazdan kafatasından çıkıp dile geleceğinden artık korkuyordu, kafasındaki ağrı hiç hayra alamet değildi ve giderek daha keskin bir hal alıyordu. Gözlerine yaptığı baskıdan dolayı göz yaşları yanaklarına iniyordu. Kendini kapalı bir kutuda hissediyordu daralıyordu, belki sevgilisi ile burada oturmuşlar sevgi sözcükleri ile bu odayı doldurmuşlardı. Şimdi Brian bu oda da sadece işkence hissediyordu, artık Atalante ona huzur vermiyordu sadece acı veriyordu. Gözlerinden dökülen küçük yaşları kendisi dökülüyor zannetmesin diye Atalante’ye arkasını döndü ve elinin tersi ile sildi. Kendini toplamıştı beyni ona artık belirli komutlar veriyor kalbi ise artık karışmıyor sadece ağlıyordu. Hızlı bir adımla çıkardığı çeketini koltuğun üzerinden aldı ve üzerine giyerken Atalante hayretle seyrediyordu. Brian durmak istemiyordu, durursa kendine olan saygısı bitecekti, durursan Brian olmazsın diyordu beyni ona, komutlar sertti. Ceketini giydikten sonra Atalante’ye son bir bakış attı derinden etkileyecek şekilde ve kapıyı yöneldi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Atalante Vigoureux
Club Annwn Sahibesi
Club Annwn Sahibesi


Kadın
Mesaj Sayısı: 270
Yaş: 18
Mücadele Tarafı: Eğlence
En Belirgin Özellikleri: Gülüşü
Rp Sevgilisi: Brian
Kan Durumu: Melez
Patronus: Deniz atı
Kayıt tarihi: 26/08/09
Ruh Hâli:

Bilgiler
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkiî:

MesajKonu: Geri: Beklenmedik Misafir   Ptsi Tem. 26, 2010 12:11 am

Bu basit bir gidiş miydi sadece.Arkanı dönüp gitmek basit miydi?Söylenmesi gereken sözler nelerdi?Aslında kimsenin bilmediği cevaplar ortalıkta geziyordu.Hayat bu muydu?Yalanların ortalıkta gezdiği bir dünyada doğruları ve gerçekleri gün yüzüne çıkarmak için çabalamak kendi yolunda kendini kaybetmek gibiydi.Son bir dokunuş.Son bir nefes.Masum duygular,sessiz yakarışlar,anlamsızca bakan gözler.Bedeni uyuşmuş,gözleri marur.Sözleri bıçak etkisi yaratıyordu.Sevgilisinden böyle sözler duymaya alışık olmayan kulakları sözlerini yadırgıyordu.Anlamaya çalışıyordu ama anlayamıyordu.Şaşkınlık ve korku bedenini sarmıştı.Ayağa kalkıp arkasını döndüğünde beyni durdu,düşünceleri bulanıklaştı.Kelimeler kifayetsiz kaldı.Sevgilsi ile anlam bulan hayatı elinden kayma noktasına geldi.Yitip gidecek gibiydi kalbi.Göğüs kafesi ona dar gelmeye başladı.Nefes alıp vermesi hızlandı.Daha yeni yorgun düşmüş olan bedeni bir kez daha sarsıldı.Ama bu bayılmasından daha etkili bir sarsıntı idi.Daha güçlü.Daha kalpten bir sarsıntı.Daha çok işine işledi.Onu kaybedemezdi.Böyle çekip gitmesine izin veremezdi.Vermeyecekti de.

Ayağa kalktı.Durdurma çabaları sonuç verecek miydi?Bundan hiçbir zaman emin olamazdı.Saçma bir ısrar değildi yaptığı.Seviyordu.Delicesine seviyordu.Ondan vazgeçemezdi.Ayrılmak basit bir şey değildi.Atalante ise Brian'da hiç ayrılamazdı.Beyni belki kabullenirdi ama kalbi asla kabullenmezdi.Sevgilisinin kolunu sıkıca kavradı.Belki gücü yetmezdi.Bir erkeğin gücü ile zayıf bir kadının gücünü kıyaslamak yanlış olurdu. “Gitme.” Sadece gitme diyebildi.Sözcükler boğazında düğümlendi.Elleri titriyordu.Ama aynı güçle sevdiği adamın kolunu kavramıştı. “Gitme aşkım.Ben senden vazgeçemem.” Vazgeçmek aklında bile yoktu.Brian'ın da aklında olmadığını biliyordu.En azından gözleri aynı aşkla bakarken bundan emin olabiliyordu.Nefes alıp verdiği sürece ondan vazgeçemezdi.Gözlerindeki yaşlar artık korkudan değildi.Belki içinde o aynı korku vardı ama durum değişmişti.Kaybetmekten korktu.Ama kaybetmeyeceğine de o kadar emindi ki.Brian'ın ondan vazgemeyeceğine o kadar emindi ki.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Deucalione
Astronomi Profesörü
Astronomi Profesörü


Erkek
Mesaj Sayısı: 81
Mücadele Tarafı: Belirlenmedi
En Belirgin Özellikleri: Sevecen, akıllı
Rp Sevgilisi: Atalante
Kan Durumu: Melez
Patronus: Panda
Evcil Hayvanı: Penguen
Kayıt tarihi: 10/04/10
Ruh Hâli:

MesajKonu: Geri: Beklenmedik Misafir   Çarş. Ağus. 25, 2010 2:15 pm

Gitmesini istemiyordu sevgilisi, arkada bırakacaklarını düşündüğünde Brian’ın içindeki duygular kapı kolunu tutan eli ve kalbi arasında sıkışmıştı. Kafasını Atalante’ye çevirdiğinde suratındaki rengin yeni, yeni kendine geldiğini gördüğü sevgilisin yüzündeki endişeyi ve acıyı kalbinde bir hançer gibi hissetti. Nasıl gidecekti, peki düşüncelerini nasıl temizleyecekti. Kapının soğuk metal kulpu ellinde hissediyor düşünleri çık bu odadan derken kalbi nasıl yaparsın diyordu. Brian etrafında bir çıkar yol bulmak istercesine önce sağına, sonra soluna baktı. Kalbini dinleyecekti her zaman yaptığı gibi uzun bir konuşma yapabilir böylece neler olduğunu anlayabilirdi. Gitmedi elini soğuk kapıdan çekti eline aldığı ceketi ile tekrar tekli koltuğa gitti ve oturdu. Atalante’nin gözlerine bakıyordu orada yakalayabileceği en ufak bir kırıntı ceketini alıp gitmesine neden olacaktı. Bakışlarını sabitlemişken ceketini kucağına koydu ellerini bağladı ve sert bir tavırla “ Beni aldattın mı? ” dedi. Direk sorulması ve direk cevaplanması gereken bir soruydu bu öğle dolanbaçlı yollar ilişkileri yorabilir hatta zarar verebilirdi.

Atalante’yi süzmeye devam ediyordu Brian Atalante sorusuna cevap verdikten sonra tekrar devreye girdi ve Atalante’nin konuşmasını böldü “ Bugün buraya sana aldığım güzel bir kararı açıklamaya geldim ” kucağına bıraktığı siyah ceketinin iç cebini kurcaladı ve içinden güzel bir parşömen çıkardı ve okudu Atalante’nin duyacağı şekilde “ Sayın Brian Deucalione, Hoğwarts Cadılık ve Büyücülük Okuluna yapmış olduğunuz iş başvurunuz kabul edilmiştir, sizi Astronomi Profesörümüz olarak okulumuzda görmekten mutluluk duyarız.” Atalante şaşkın gözüküyordu, üzerinde gerekli büyüklükte bir etki yarattığını anlamıştı Brian ama sorması gereken soruların ve alması gereken cevapların yükü ona bu keyfi yaşatmıyordu. Oyuncu olmaktan hatta tüm o şöhretten arınmak adına bazı kararlar almaya çalışıyordu, bakışları sevgilisinin üzerinde gezinirken düşünmeye devam ediyordu. Neden aldım bu kararları aldatılmak için mi diyordu içinden ama kararları arkasında her zaman durmuştu ve şimdide duracaktı. Oyuncu olarak ülkeleri, şehirleri geziyordu biliyor ve tanınıyordu ama şimdi bunlardan uzak kalmak sakin bir yaşamı Atalante’nin yanında geçirmek istiyordu. Bir profesörün hayatı ne kadar heyecanlı olabilirdi ki ama yaşamı yavaşlatmanın bir manası beklide kalmamıştı. O kadar sert konuşmaya başlamıştı ki sesi çatallaşıyordu “ O kadar şeyi sadece senin için bırakıyorum, sadece bir profesör olacağım ve bunun değeri beni bu koltuklarda aldatmanla mı ödüllendirecektin” ellerini kullanmayı sevmezdi ama okadar sinirliydi ki şimdi ellerini bile kullanıyordu. Sevgi her kapıyı açarmıydı yoksa Brian’ın yüzüne sevgi kapısı kapanıyor muydu?

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Atalante Vigoureux
Club Annwn Sahibesi
Club Annwn Sahibesi


Kadın
Mesaj Sayısı: 270
Yaş: 18
Mücadele Tarafı: Eğlence
En Belirgin Özellikleri: Gülüşü
Rp Sevgilisi: Brian
Kan Durumu: Melez
Patronus: Deniz atı
Kayıt tarihi: 26/08/09
Ruh Hâli:

Bilgiler
Özel Yetenek:
Quidditch Mevkiî:

MesajKonu: Geri: Beklenmedik Misafir   Çarş. Ağus. 25, 2010 3:59 pm

Sevinmek mi?Yoksa derin bir boşluğun içinde kaybolurcasına hüzünlenmek mi?Bu iki duygu Atalante'yi kendine doğru sürüklüyordu.Kelimeler anlamını yitirmeye başladığından beri bu kadar yara aldığını düşünmüyordu.Aldatmak.Asla aklına gelmeyecek bir şeydi.Brian'ın aklından geçenleri anlayacakmışcasına suratına bakıyordu.Ama hayır.Bulamıyor.Cevaplar baktığı yüzde değildi.Aklının alamayacağı kadar sevdiği adam ona inanmıyor muydu?Bu imkansızdı.Bu olması mümkün olmayan bir şeydi.Gerçek sevginin üstüne hiçbirşey konulmazken nasıl başka bir insan başka bir adam girebilirdi ki.Kalbi her zaman tek bir adam için çarpmıştı.Brian.Ama şimdi karşısına geçmiş bir şeyler söylerken tanıyamıyordu.Ondan hiçbir zaman kopamayacağına o kadar emindi ki.Hiçbir güç onları ayıramazdı.Atalante hiçbir zaman ondan vazgeçemezdi.Geçmeyecekti de.Ona bu denli bağlı iken hayatına başka birisinin girmesi imkansızdı.Seviyordu,sevildiğine inanıyordu.Güveniyordu.

Bir savaşçı gibi ortalıklara çıkıp savaşacak mıydı?Belki evet belki hayır.Elindekinin yitip gitmesini izleyecek miydi?Kesinlikle hayır. “Seni hiçbir zaman aldatmadım.Aldatmam da.”Bu kelimeleri söylerken sesi istemsiz olsa da yükseliyordu.Brian'a şu zamana kadar hiç bağırmamıştı.Ama şimdi söylediği sözler karşısında oturup gidişini izleyemezdi.Gitmek hiçbir zaman kolay olmamışken şimdi de olamazdı.Ama Atalante'nin içindeki hisler gitmeyeceğini söylüyordu.Onu bırakıp gitmeyecekti.Gidemezdi.Sürekli beyninde aynı şeyleri tekrarlıyordu.Gitmeyecek,gitmeyecek,gitmeyecek...İlk defa kendisi için bir şeyler yapmış bir adamı bırakamazdı.Sadece bir şeyler yaptığı için değil.Gerçekten ve gerçekten sevdiği,aşık olduğu için bırakamazdı.Onun deniz gözlerinde bulduğu huzuru hiçbir yerde bulamazdı.Zaten bulmak da istemiyordu. “Ben asla seni aldatmadım.Aldatamam da zaten.Seni çok seviyorum bunu yapamam sana.”Bunları söylerken gözleri dolmaya başlamıştı.Kızgınlığını,sinirini,öfkesini bir kenara bırakmış ve sadece sevdiği adama odaklanmıştı.Onu kaybedeceği düşüncesi aklını allak bullak ediyordu. “Sen benim herşeyimsin,herşeyim.Seni asla bırakamam.”Bütün hayatı artık o olmuştu.Artık ondan başka kimsesi yoktu sanki.Artık onun sevgisi olmadan yaşayamayacak gibiydi.Yaptığı yanlışları bir kenara bırakıp sadece gerçekler ve doğrular ile sürdürebileceği bir hayat istiyordu.

Korkuyordu belki de.Evet korkuyordu.Söyleyeceği sözlerden yapacağı hareketlerden korkmaya başlamıştı.Sevdiği adama doğru bir adım attı.Masum sadece dokunmak için bir adım.Gözlerine baktı,gözleri gözleri ile buluştuğunda kalbi daha da hızlı atmaya başladı nefes alış verişi hızlandı.Göğüs kafesinden çıkacaktı sanki kalbi.Aralarında mesafe kalmadığında dudaklarını dudakları ile buluşturdu.Elleri sevgilisinin saçlarının arasında geziyordu adeta.Ne zaman nefesler kesildi işte o zaman dudaklarını dudaklarından ayırdı.Yaptığı belki de yanlış bir şeydi.Ama bunu düşünemezdi. “Seni çok seviyorum aşkım.Sen benim herşeyimsin.Böyle bir şeyi asla ve asla yapmam.Bana inan.” Sözlerini bitirdiğinde bir adım geri çekildi.Cevabını bekliyordu.Ama sanki ayakları onu taşıyamayacak seviyeye gelmişti.Ama dimdik ayakta durmalıydı.Brian'ın karşısında her zaman dimdik durmalıydı.Çünkü Brian ona göre sağlam,dürüst ve asil biri idi.Ve Atalante her zaman ona yakışmaya özen göstermişti.Gösterecekti de.Sevgisi aralarından zedelense de kopmayacak bağları onlar bir arada tutacaktı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Deucalione
Astronomi Profesörü
Astronomi Profesörü


Erkek
Mesaj Sayısı: 81
Mücadele Tarafı: Belirlenmedi
En Belirgin Özellikleri: Sevecen, akıllı
Rp Sevgilisi: Atalante
Kan Durumu: Melez
Patronus: Panda
Evcil Hayvanı: Penguen
Kayıt tarihi: 10/04/10
Ruh Hâli:

MesajKonu: Geri: Beklenmedik Misafir   Paz Eyl. 19, 2010 8:29 pm

Sinir ele geçirirken bedenini nasıl sakin olabilirdi ki? Alışmadığı bir duyguyu tüm bedeninde iliklerine kadar hissederken ne kadar sakin kalabilirdi? Sözlerin gerçekliğini koruduğu bir dünya’da yaşamıyordu artık ama gözler masumiyetini hala koruyordu. İnsanlar her şeyi değiştirmişti ama gözlerini değiştiremiyorlardı ve değişmeyecek yegâne şey kalmıştı hayatta, gözlerine baktığı Atalante’nin masumiyetine inanırcasına bir adım attı ileriye doğru. Kafasından geçen onca şeyi bir kenara bıraktı, ne, nasıl sorularını kafasından çıkardı. Gözlerinde kaybolmayı başarabildiği kadının dudaklarına kaydı gözleri ona kimse dokunmamıştı ve dokunamazdı Brian varken onlar onundu durdu ve dudaklarından öpmeye başladı. Ateşli öpüşmesi sürüyordu Atalante’nin dudaklarında huzuru buluyordu elini beline doladı ve kendine çekti. Onu istiyordu belki Atalante’nin eşi bile olmasını istiyordu ama zamanı vardı ve zamanını iyi değerlendirecekti. Biliyordu birçok hata yapmıştı ama şimdi bunların sırası değildi düşündüğü tek şey dudaklarındaki, dudaklardı. Ateşler içerisinde yanıyordu ıslaklık dudaklarını sarıyordu, gözyaşlarının ıslattığı yanakları tenine değdiğinde bir vicdan azabı hissettiriyordu Brian’a ama sorması gereken sorulardı bunlar ve sormalıydı. Kendini geriye çektiğinde Atalante’nin gözlerine baktığında görmek istediği şeyi, gördü oradaydı olması gerektiği yerde. Kabinin deli gibi çarpmasını uzaktan bile hissedebilirdi, kalbini yavaşlatmak için Brian ellerini Atalante’nin saçlarını okşadı, oradan saçlarını okşamaya başladı. Gözlerine bakarak “Beni aldatmadığını gördüğüm tek yer şimdi kaybolduğum gözlerin” Atalante’nin yaşlarını silerken devam etti. “Beni seviyor musun Atalante?” soru belki saçma gelebilirdi ama sorması gerektiği bir soruydu ve ya cevabına ihtiyacı vardı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Beklenmedik Misafir

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» Beklenmedik Misafir
» Tanışma ve Beklenmedik Bir Gece(Mia&Chris)
» Beklenmedik Bir Şey
» Balkonumdaki Misafir Kumru
» Beklenmedik..

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Yerleşim Bölgeleri :: Roma :: Annwn Night Club-